You are currently browsing the category archive for the ‘ABD’ category.

Önceki posttan devam ediyorum, aynı komutanlık saati içinde geçen akla zarar konuşmaların devamı:

Ali Ö. (üsteğmen): Şimdi siz Amerika’yı Obama mı idare ediyor zannediyorsunuz?

Tribünde Konuşmalar: Haaaayır, Yahudiler idare ediyor.

Ali Ö: (Tribündeki sallamayarak) Amerika’nın bir beyin takımı var 2-3 milyonluk. Amerika’yı Obama değil bunlar idare ediyor. Amerikalılar’ın gerisi 60-70 IQ’su olan obez aptal insanlar.

Ben (içimden): Ooo konuş Ali baba konuş, burdan en az 4-5 blog postu çıkar bana.

İşin kötüsü Ali Ö.’nün bu düşüncelerinin askeri doktrinden bağımsız elde edildiğini düşünmüyorum. Onun gibi düşünen ve bu saçma sapan fikirlere inanan, ama gerçekten inanan bir sürü profesyonel olduğunu bilmek beni korkutuyor.

Reklamlar

Askerde komutanlık saati diye birşey var. Ordunun kendisi gibi çok da lüzumlu birşey değil. Akşam yemeğinden sonra saat 7:30 – 8:00 civarinda yapılıyordu. Normalde komutanın birisi gelip askerlik mevzuatından birşeyler okuyor, veya yine askerlikle ilgili konular işleniyor, veya sohbet, siyasi tartışma tadında geçebiliyor. Düşünce fena değil ama bütün gün amele gibi ayakta dikilip sıfır üretim yaptıktan sonra, “yemeğimi de yemişim, köşeme çekileyim kitabımı okuyayım” diye düşünüyordum. Öyle olunca iyice kıl oluyordum.

Bu bahsedeceğim komutanlık saatinde üsteğmen Ali Ö. komutanımız stand up tadında coşmuştu. Espriler vs havada uçuşuyor, konuşurken uyuyan bir askere “benim dediklerim arı vızıldaması mı, koş futbol sahasının etrafında vızıldayarak tur at” vs tadında şakayla karışık ama yine de ters tepebilecek şeyler yaptırıyordu. Neyse bu konuşmanın konusu misyonerlik faaliyetleriydi veya da konu bir şekilde oraya geldi. Kolay olsun diye konuşma tarzı yazıyorum aşağıda önemli kısımları ama bire bir olmasa bile aşağı yukarı aynı şeyler söylenmiştir.

Ali Ö: Şimdi adamlar dükkan açıyorlar, yabancı isimler koyuyorlar. Sağda solda insanlar yabancı kelimeler kullanıyorlar, dilimize zarar veriliyor, dilimiz yıpratılmaya çalışılıyor. (Sonra Türkçe’si olmasına rağmen yabancı dildeki karşılığı kullanılan bir kelimeyi örnek verdi, onu hatırlamıyorum).

Asker1: Ama komutanım biz de askerde kullanıyoruz bu kelimeleri, mesela “buddy” diyoruz.

Ben (içimden): Şanın yürüsün be tertip.

Ali Ö: Eh evet, arkadaşımız doğru söylüyor. Biz çavuşlarla konuşmuştuk bu konuyu, ne diyecektik bundan sonra, candost diyecektik.

Çavuşlar: Evet komutanım.

Asker1: Komutanım sonra “marş” diyoruz, o da Türkçe  değil.

Ali Ö: Yok o sayılmaz, o çok eskiden beri askerlikte kullanılan artık Türkçeleşmiş bir kelime

Ben (içimden): Allez, marche!

Ali Ö: (Konuyu toparladıktan sonra): İşte dilimiz ve kültürümüz böyle dejenere edilmeye çalışılıyor.

Ben (içimden): Dejenere! Bunu fırsat bulup elime yazsam, sonra unutmayayım lan.