You are currently browsing the category archive for the ‘Atatürk’ category.

ataturk

Atatürk’ü yeri geldiğinde çok eleştirsem de padişahlığı ve hilafeti kaldırmasının çok isabetli bir karar olduğunu düşünürüm. Sonradan gelen reformlarda büyük gedikler olsa bile, Osmanlı Hanedanı’nın ülkeden kovulması Türkiye’nin yüzünü uzun vadede demokrasiye çevirmesine yardımcı olmuştur.

Bir yerde okumuştum, aklımda kalmış, Fransız İhtilali’ndeki önemli kişiklerden bir tanesi zamanında “Hükmetmenin adili olmaz” anlamına gelen bir söz sarfetmiş, epey aradım da kimin nasıl söylediğini bulamadım şimdi. Sonuç olarak Fransız krallarına giden bu sözler, Osmanlı Hanedanı için de aynen geçerlidir. Halkın temsil hakkını gaspetmek en büyük suçtur, adil padişah, iyi padişah gibi birşey yoktur.

Bu yazıyı yazmak da “Son Osmanlı” Ertuğrul Osman Osmanoğlu’nun cenazesindeki yüksek katılım dolayısıyla aklıma geldi. Kendisinin mütevazi bir hayat sürüp Türkiye politikasına müdahale etmediği doğru. Bu yüzden kendisine gösterilen saygıyı anlıyorum. Ama Osmanlı İmparatorluğu’nun eski günlerine heves etmek kendimize saygısızlıktır.

Evet yeni çehremizle karşınızdayım. Bundan sonra söz daha çok yazmaya çalışacağım. Sanki millet hastası yazdıklarımın bayılıyor yazayım diye de orası ayrı. O bir pazarlama meselesi, ona o kadar kafam ermiyor henüz.

Neyse dövizli askerlik yaptım demiştim bu yaz. Ordan ister istemez Cem Yılmaz gibi malzeme topladım. Bunları sizlerle uzun uzun paylaşacağım ama bu sefer Atatürk ve yüce ordumuz açışından ele almak istiyorum dövizli askerlik tecrübemi.

Herşeyden önce askerlik yaptıgım 21 gün boyunca Atatürk komasına girdim denilebilir. Bir kere her konferans tarzı olayda illa ki Atatürk’e bir şekilde bağlanıyor olay. Onu da geçtim 5-6 tane konferansın bir tanesinin başlığı “Atatürk’ün Üstün Kişiliği” idi. Eşeğin cinsel organı artık biraz daha tarafsız yapsaymışşınız. Neyse.

Onun dışında zaten sağda solda her yerde Atatürk var. Bir konferans salonuna giriyorsunuz, duvarlar 360 derece Atatürk’ten özlü sözlerle donatılmış. Orjinal birşey de yok aslında, ne mutlu türk’üm diyene, türk öğün güven çalış vs tadında. Orjinal olmadıkları için oraya konulma amaçlarının kenar süsü olmaktan daha derin olamayacağına karar verdim. Sanki komutan gelmiş de duvarlar çok bol olmuş buraları biraz süsleyin bir iki birşey asın atatürk’ten demiş gibi. Peygamberden hadis, Atatürk’ten özlü söz, oh ne güzel.

Son olarak da komutanlar ağızlarını her açtıklarında olay bir şekilde Atatürk’e geliyor dönüp dolaşıp. İşte onun kurduğu modern Türk ordusu, Ata’mızın yolundan ilerleyeceğiz, onun cumhuriyetinin yaşatacağız kimselere yar etmeyeceğiz gibi.

Sonuç olarak zaten gurbette yaşadığım için Atatürk narkozundan uzak kalmıştım, adamlar aldılar ve her gün bol bol damardan Ata enjekte ettiler. Hayır sanki öyle yapınca birşey olacak. Ama zaten o adamların kafaları o kadar çalışsa asker olmazlar.