You are currently browsing the category archive for the ‘Şahsi Stoper’ category.

Hiç yoktan eskilere uzandım bir anda. Hatırladınız siz de 13 yaşındaki İngiliz kızı Sarah ile 18 yaşındaki garson Musa’nın 1996’da evlenmesini. Sonra dramalar vs derken Sarah evine dönmüştü, Musa yaşı küçük kızı istismardan hapise girmişti. Musa sonradan evlenmişti kendine aile kurmuştu çocuğu bile olmuştu. Peki bilmedikleriniz:

  • Daha demin saçma bir şekilde facebook’tan aradım ikisine de. Musa çıkmadı, Sarah Cook diye de bin tane insan çıkıyor. Niye yaptım ki? Tamamen boş bir hareket aslında.
  • Düğünün hikayesinin Sarah’nın anne ve babası İngiltere’nin dandik gazetelerinden The Sun’a satmış
  • Sarah ile Musa arada telefonla görüşüyorlarmış ama Sarah Türkçe bilmiyor, Musa’nin İngilizce çat pat.
  • Bomba burası 13 yaşında Musa’dan çocuğu olan Sarah’nın 15 yaşında komşu evin oğlundan bir çocuğu daha olmuş. O çocuğun babasıyla hiç görüşmüyorlarmış nerdeyse.
  • Sarah şimdi 26 yaşında. Musa 31 olmuştur heralde hesaba göre. Askerliği bitirdiğinden beri işsizmiş (bu 2000 yılında), evli, biz kızı var.

Hatta aşağıdaki ilk link’ten şöyle bir alıntı var, olayın bokunun çıktığına dair.

Every Friday night she leaves her parents to babysit and joins her friends. “It’s a struggle, but we manage. Musa give me money? That would be a laugh. I don’t want anything from him, I don’t need anything from him. After I came home, Turkish friends wrote to tell me things I never knew.

“They said he was cheating on me. Worse, he was running a cafe that was really a brothel, where he kept girls in the bar to provide sex.

http://findarticles.com/p/articles/mi_qn4161/is_20001217/ai_n14515182/pg_2/?tag=content;col1

http://www.zawaj.com/weddingstories/komeagae.html

Reklamlar

İş arıyorum, herşey yolunda giderse bir ay sonra mülakatlar başlayacak. Saçma sapan sorulara önceden peydahlanmış yanıtlar vereceğim. Arkadaşların seni nasıl tasvir ederler diye soracaklar. İçimden geyikçi, pişkin diye geçireceğim, meraklı, mükemmeliyetçi ve yeri geldiğinde eğlenmeyi yeri geldiğinde ciddi olmayı bilen diyeceğim. Adamın gözünün içine bakıp yalan söyleyeceğim, söylediğim yalan inandırıcı olsun diye biraz da kendim inanacağım.

Boş vakitlerinde ne yaparsın diyecekler. Facebook’tun hastasıyım, FF’nın ustasıyım desem olmayacak. Kitap okurum, blog yazarım derim belki. Hatta aramızda kalsın Türkiye’de yasakladılar blogumu, toplumda infaal yarattım diye, kelleme ödül bile koymuşlar, siyasal sığınma istesem anında alırım, ama kendime yakıştıramıyorum diyeceğim. Elin gavuru anlamayacak tabii, osuranı sıçanı yasakladıklarını Türkiye’de, diyecek bu adamda iş var. Di mi di mi.

Okurken veya çalışırken takım içinde çok zor duruma düştüğün, yıkılmadığın ayakta olduğun sonra problemi çözdüğün bir olayı anlat, ne öğrendin diyecekler. Ya bir siktir gidin senin götünden uydurduğun her senaryoya uygun bir örnek çotank diye nerden bulayım demeyeceğim, bir senaryo da ben yazacağım, oynayacağım. Çinli grup elemanı laga luga yapıyordu, çektim kenara aldım ifadesini, meğer adamın gazı varmış diye sallamak da olmaz ama. Neyse buna cevabım yok yalan galiba. Buna eğilelim.

Takım oyuncusu musun diyecekler? Sorduğun soru o kadar boş ki vakum gibi içine  çekiyor beni diyemeyeceğim. Basketbol oynarım, Sabri gibi gider gelirim bazen bal yaparım, savunmanın sert, zeki ve çeviğini severim, sahada 3 tane leşim vardır da diyemeyeceğim. Diyeceğim bakın okulda şöyle bir proje vardı, herkesi toparladım çektim çevirdim. İşteyken saçma sapan adamlara lafı hep ben anlattım. Aslında burası doğru ama neyse soru yalan, cevap doğru olmuş kimin mikisinde.

Bu işi neden istiyorsun, ben seni niye işe alayım diye soracak artiz artiz. İstersen alma yarraam, biz arkadaşla büfe açma fantazisini Şaban filmi gibi baştan sona 20 kere izledik, vesile olursun sevabın büyük olur diyemeyeceğim. Anamın karnından çıktığımda sizin şirketin adını zikretmişim, sol kulağıma ezan sağ kulağıma uzun hava okumuşlar, sol elimde sizin şirketin logosu peydah olmuş diyeceğim.

Yalansın ulan kurumsal dünya. Gün olur devran döner, elbet elime düşersin. O vakit çarkına sıçmazsam bana da Saldıray demesinler. Bu arada çakallık yapıp blog’un adresini isterlerse öyle bir yusuf yusuf hızıyla silerim ki bu post’u, kendi gider adı bile kalmaz. Paranoyanın tadından yiyemiyorum.

Capture

Çok sert iş arıyorum bu aralar. Geyik düzeyimdeki artışı da ciddi şeylerden kaçışa verebiliriz zaten. İş ararken insan ister istemez biraz kendini irdeliyor, ne istiyorum, ne yapabilirim, karakterim neye müsait, neyi bünye kaldırmaz diye düşünüyor. Aylar belki de yıllar süren oto-araştırmalarım sonucu vardığım nokta hiç de iç açıcı değil. Eline üç kuruş para geçen hiçbir mesleğe zerre kadar ilgim yok, al sat işi dersen bana göre değil, zamanında mühendis olamadık o da geçti. Futbolla alakalı bir iş yapsam keyifli olur diyorum da, orda da suyun başını tutmuşlardır kesin. Hem zaten futbol kültürüm halı sahalarla ve championship’le sınırlı.

Ciddi ciddi nargileci açmayı düşünüyorum. Hayatta en sevdiğim şeylerden bir tanesi nargile. Janjanlı birşeyler yapsak, hem yansa hem dönse marpuçlar, tütünü dansözün göbeğine koysak Serdar Ortaç’ın siyah zeytini misali. Ön plana çıksak bir şekilde, olmaz mı be? Karnımız doymaz mı be? Bu da mı ofsayt ya hakim bey!