12 Eylül öncesinde bizimkilerin ikisi de İstanbul Üniversitesi’nde okumuş.  İdeolojik sohbetlere girmiyoruz olaylar üzerine ama sıra geçmişe uzanıp bir iki anektod anlatıyorlar. Olayların iç yüzünü, insani boyutunu yansıtıyor bu hikayeler. Aklıma gelen bir iki tanesini anlatıyorum, ilerde belki videoya filan kaydederim, iyice konuştururum bizimkileri.

Bunu annemden dinledim. O da üniversitedeki bir kız arkadaşından duymuş. Bunların grubunda bir eleman varmış, herifte boy pos kocaman birşeymiş. Annemin arkadaşının anlattığına göre, bu grup yolda yürürken okuldan bildikleri komünist bir öğrenciyi görmüşler. Sayıca da üstünler, başlamışlar herifi iyice dövmeye. Annemin arkadaşı, sonra bu büyük elamanın komünisti üst geçitten aşağı attığını bizzat görmüş. Adam öldü mü kaldı mi belli değil tabii. Sonra bu kocaman adam, gruptan başka bir kızla evleniyor. Çocukları oluyor. Adam sonra vefat etmiş. Çocuk da benim yaşlarımda fiziksel özürlü. Annem ben hep o üst geçitten attığı adama bağlarım o çocuğun özürlü olmasını diye bir karma teorisi sunmuştu.

Bunu babamdan dinledim. Babamlarla beraber kalan bir eleman varmış. Babam çok severmiş elemanı, çok sempatik bahseder. İşte bu elemanın aile fakirmiş, memleketten parası gelmezmiş, utanırmış söyleyemezmiş. Babamlar aralarında para toplar, yardım ederlermiş. Sonra elemana köyden yağ bal geldiğinde elaman herkese ikram edermiş. Böyle sevecen bir ortamla tasvir ediyor babam. Sonra diyor babam, çocuk sonunda bitirdi fakülteyi, tam diplomayı almaya giderken komünistler vurdu öldürdü.

Bunu da babamın bir arkadaşından dinledim. Biraz daha az trajik bir hikaye en azından. Babamın arkadaşı bir gün gezerken İstanbul’da, komünist bir gruba denk gelmiş. Elemanlardan bir tanesi bunu tanımış okuldan, dalmışlar bizim adama, güzel bir pataklamışlar. Sonra bir gün üniversitede giderken babamın arkadaşı, yanında başka bir elaman varken, kendini döven gruptan bir adamı tek başına görmüş, gözüne kestirmiş. İki kişi çökmeye gitmişler adama. Adam bunlara “kalem çekmiş”, ilerde kapının girişinde polisler varmış, onları gösterip şimdi bana dalarsanız polisler hepimizi alır içeri yarın sınav vs var, hepsini kaçırırız demiş. Babamın arkadaşı ben yine de dalacaktım ama yanımdaki herif koftiydi, ona güvenemedim diyor. Kavga etmeden dağılmışlar.

İşin asıl pis tarafı bu hikayelerin iki tarafındaki adamların, ülkücü komünist olsun, şu anda Türkiye’nin düzgün işlerde çalışan, bir yerlere gelmiş insanlar olmasi. Birisi savcı, birisi doktor, birisi mühendis vs olmuş. Ondan sonra bir araya gelince şimdi eski günleri yad ediyorlar. Herşey güzel, arada kaynayıp ziyan olanlar hariç.

Reklamlar

Hiç yoktan eskilere uzandım bir anda. Hatırladınız siz de 13 yaşındaki İngiliz kızı Sarah ile 18 yaşındaki garson Musa’nın 1996’da evlenmesini. Sonra dramalar vs derken Sarah evine dönmüştü, Musa yaşı küçük kızı istismardan hapise girmişti. Musa sonradan evlenmişti kendine aile kurmuştu çocuğu bile olmuştu. Peki bilmedikleriniz:

  • Daha demin saçma bir şekilde facebook’tan aradım ikisine de. Musa çıkmadı, Sarah Cook diye de bin tane insan çıkıyor. Niye yaptım ki? Tamamen boş bir hareket aslında.
  • Düğünün hikayesinin Sarah’nın anne ve babası İngiltere’nin dandik gazetelerinden The Sun’a satmış
  • Sarah ile Musa arada telefonla görüşüyorlarmış ama Sarah Türkçe bilmiyor, Musa’nin İngilizce çat pat.
  • Bomba burası 13 yaşında Musa’dan çocuğu olan Sarah’nın 15 yaşında komşu evin oğlundan bir çocuğu daha olmuş. O çocuğun babasıyla hiç görüşmüyorlarmış nerdeyse.
  • Sarah şimdi 26 yaşında. Musa 31 olmuştur heralde hesaba göre. Askerliği bitirdiğinden beri işsizmiş (bu 2000 yılında), evli, biz kızı var.

Hatta aşağıdaki ilk link’ten şöyle bir alıntı var, olayın bokunun çıktığına dair.

Every Friday night she leaves her parents to babysit and joins her friends. “It’s a struggle, but we manage. Musa give me money? That would be a laugh. I don’t want anything from him, I don’t need anything from him. After I came home, Turkish friends wrote to tell me things I never knew.

“They said he was cheating on me. Worse, he was running a cafe that was really a brothel, where he kept girls in the bar to provide sex.

http://findarticles.com/p/articles/mi_qn4161/is_20001217/ai_n14515182/pg_2/?tag=content;col1

http://www.zawaj.com/weddingstories/komeagae.html

İş arıyorum, herşey yolunda giderse bir ay sonra mülakatlar başlayacak. Saçma sapan sorulara önceden peydahlanmış yanıtlar vereceğim. Arkadaşların seni nasıl tasvir ederler diye soracaklar. İçimden geyikçi, pişkin diye geçireceğim, meraklı, mükemmeliyetçi ve yeri geldiğinde eğlenmeyi yeri geldiğinde ciddi olmayı bilen diyeceğim. Adamın gözünün içine bakıp yalan söyleyeceğim, söylediğim yalan inandırıcı olsun diye biraz da kendim inanacağım.

Boş vakitlerinde ne yaparsın diyecekler. Facebook’tun hastasıyım, FF’nın ustasıyım desem olmayacak. Kitap okurum, blog yazarım derim belki. Hatta aramızda kalsın Türkiye’de yasakladılar blogumu, toplumda infaal yarattım diye, kelleme ödül bile koymuşlar, siyasal sığınma istesem anında alırım, ama kendime yakıştıramıyorum diyeceğim. Elin gavuru anlamayacak tabii, osuranı sıçanı yasakladıklarını Türkiye’de, diyecek bu adamda iş var. Di mi di mi.

Okurken veya çalışırken takım içinde çok zor duruma düştüğün, yıkılmadığın ayakta olduğun sonra problemi çözdüğün bir olayı anlat, ne öğrendin diyecekler. Ya bir siktir gidin senin götünden uydurduğun her senaryoya uygun bir örnek çotank diye nerden bulayım demeyeceğim, bir senaryo da ben yazacağım, oynayacağım. Çinli grup elemanı laga luga yapıyordu, çektim kenara aldım ifadesini, meğer adamın gazı varmış diye sallamak da olmaz ama. Neyse buna cevabım yok yalan galiba. Buna eğilelim.

Takım oyuncusu musun diyecekler? Sorduğun soru o kadar boş ki vakum gibi içine  çekiyor beni diyemeyeceğim. Basketbol oynarım, Sabri gibi gider gelirim bazen bal yaparım, savunmanın sert, zeki ve çeviğini severim, sahada 3 tane leşim vardır da diyemeyeceğim. Diyeceğim bakın okulda şöyle bir proje vardı, herkesi toparladım çektim çevirdim. İşteyken saçma sapan adamlara lafı hep ben anlattım. Aslında burası doğru ama neyse soru yalan, cevap doğru olmuş kimin mikisinde.

Bu işi neden istiyorsun, ben seni niye işe alayım diye soracak artiz artiz. İstersen alma yarraam, biz arkadaşla büfe açma fantazisini Şaban filmi gibi baştan sona 20 kere izledik, vesile olursun sevabın büyük olur diyemeyeceğim. Anamın karnından çıktığımda sizin şirketin adını zikretmişim, sol kulağıma ezan sağ kulağıma uzun hava okumuşlar, sol elimde sizin şirketin logosu peydah olmuş diyeceğim.

Yalansın ulan kurumsal dünya. Gün olur devran döner, elbet elime düşersin. O vakit çarkına sıçmazsam bana da Saldıray demesinler. Bu arada çakallık yapıp blog’un adresini isterlerse öyle bir yusuf yusuf hızıyla silerim ki bu post’u, kendi gider adı bile kalmaz. Paranoyanın tadından yiyemiyorum.

Milliyet’in haberi:

ŞIRNAK‘ın Cizre İlçesi’nde Anadolu Lisesi öğrenciler için yaptırılan kravatların üzerindeki amblemin terör örgütü PKK‘nın elebaşı Abdullah Öcalan‘a benzediği gerekçesiyle, okul müdürü M.H.O. ve kravatları basan esnaf Ş.D. hakkında soruşturma açıldı. Soruşturma üzerine kravatlar toplanırken yeni kravat siparişlerinin gecikmesi nedeniyle okul öğrencileri derslere kravatsız girmeye başladı.

Yine başladık. Geçen senelerde bir de uçaktan giderken PKK amblemi şeklinde sürülmüş tarlayı görüp şikayetçi olan bir vatandaşımız vardı. Çiftçi gözaltına alınmıştı vs. Tanrıların arabaları da neymiş, en kralı var bizde. Uzaydan görünüyor uzaydan. Şu kravatları da çok merak ettim. Amblem nasıl bir insanın suratına benzer diye.

Edit: Taylan baba hızır kılığında yetişti, radikal’de resmi de var, apo’ya hiç benzemiyor.

Gazetelerin hangisinin Ceylan Önkol’un ölümüne ne kadar yer verdiğine bakarken Hurriyet’te gördüm. Haber DHA kaynaklı, heralde olayın hemen sonrasında konulmuş olacak. Bu kadar da beceriksizlik olmaz ki ya.

DİYARBAKIR’ın Lice İlçesi’nde, yerde bulduğu cismin kurcalarken elinde patlaması sonucu 13 yaşındaki Ceylan Önkol, yaşamını yitirdi.

Lice’nin Şenlik Köyü Hambat Mezrası yakınında oyun oynayan Ceylan Önkol, arazide bir metal cisim bularak kurcaladı. Önkol, cismin patlaması sonucu olay yerinde yaşamını yitirdi. Jandarma olay yerinde inceleme yaparken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Videoda birisi “Biz hayvan değiliz biz insanız” diye bağırıyor. Ne diyebilirsin ki?

müzahir Ar. mu©¥hir

sf. (müza:hir) esk. Arkalayan, destekleyici, arka çıkan, yardımcı.

Güncel Türkçe Sözlük

Ceylan Önkol 28 eylülde öldürüldü. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Kavak, Ceylan öldükten dört gün sonra keşif yaptı. Cinayetten tam dört gün dört gece sonra. Otopsi işlemleri de bilmem ne kadar uzaktaki Abalı Jandarma Karakolu’nda yapılmış. 10 yaşındaki çocuk bile CSI izliyor artık, parçalanan ceseti battaniyeye sarıp bilmemkaç kilometre öteye taşıyıp otopsi yapılır mı? Cinayetten 96 saat sonra bölgede araştırma yapılır mı?

Başsavcı Durdu Kavak ne demiş:

Teröre müzahir bölge olan olay yerinde gerekli güvenlik önlemleri alındıktan sonra dün (önceki gün) Lice Cumhuriyet Savcısı tarafından Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde görevli iki patlayıcı madde uzmanıyla birlikte mahallinde keşif yapılmıştır.

Kavak dün yaptığı açıklamada patlamanın meydana geldiği yerin “teröre müzahir” (Arkalayan, destekleyici, arka çıkan, yardımcı) bölge olduğunu belirterek otopsi işlemlerinin Lice Cumhuriyet Savcısı tarafından, doktor eşliğinde ve aynı gün olay yerine en yakın kurum olan Abalı Jandarma Karakol Komutanlığı’nda yapıldığını belirtti.

Başsavcının açıklamasında açık herşey aslında. Lice’nin Şenlik köyüne gereken mesaj gitmiş. Teröre arka çıkan, destekleyen bölge denmiş köy için, siz teröristsiniz denmiş. “Bloody Sunday” filminin son sahnelerinin bir tanesinde barışçı protestoyu savunan politikacı Ivan Cooper’a sorarlar, 13 sivilin öldüğü olaylardan sonra IRA’ya katılmayı düşünen gençlere ne diyeceksiniz diye. O da bugün onlara vaaz veremem artık der. Yarın Lice’nin Şenlik köyüne kim kızabilir neden teröre müzahir oldunuz diye.

Atatürk’ü yeri geldiğinde çok eleştirsem de padişahlığı ve hilafeti kaldırmasının çok isabetli bir karar olduğunu düşünürüm. Sonradan gelen reformlarda büyük gedikler olsa bile, Osmanlı Hanedanı’nın ülkeden kovulması Türkiye’nin yüzünü uzun vadede demokrasiye çevirmesine yardımcı olmuştur.

Bir yerde okumuştum, aklımda kalmış, Fransız İhtilali’ndeki önemli kişiklerden bir tanesi zamanında “Hükmetmenin adili olmaz” anlamına gelen bir söz sarfetmiş, epey aradım da kimin nasıl söylediğini bulamadım şimdi. Sonuç olarak Fransız krallarına giden bu sözler, Osmanlı Hanedanı için de aynen geçerlidir. Halkın temsil hakkını gaspetmek en büyük suçtur, adil padişah, iyi padişah gibi birşey yoktur.

Bu yazıyı yazmak da “Son Osmanlı” Ertuğrul Osman Osmanoğlu’nun cenazesindeki yüksek katılım dolayısıyla aklıma geldi. Kendisinin mütevazi bir hayat sürüp Türkiye politikasına müdahale etmediği doğru. Bu yüzden kendisine gösterilen saygıyı anlıyorum. Ama Osmanlı İmparatorluğu’nun eski günlerine heves etmek kendimize saygısızlıktır.

Üsteğmen Ali O.’nun komutanlık saatinde yaptığı birtakım bomba konuşmalardan şu postta bahsetmiştim, not defterime bakarken bir iki noktayı atladığımı hatırladım. Onları da ekliyorum.

“Misyonerlik faaliyetleri en çok üniversite ortamlarında yapılıyor. Gençlere erkekli kızlı ortamlar ayarlıyorlar, zaten gençler ne varsan alıyor. Amaç Türkiye’yi uzun vadede yıkmak.”

“Amerikan filmlerinde kilise, Amerikan bayrağı, ABD başkanını gösterince bu filmlere vergi indirimi yapılıyor”

“Mesela filmde Rambo ne yapıyor, bizim din kardeşimiz Afganları öldürürken biz Rambo’yu tutuyoruz.”

Misyonerlik faaliyetinden TSK’ya ne? Türkiye’nin dinine siz mi bakıyorsunuz. Onu geçtim, ABD’de sinema sektörü için böyle bir vergi mevzuatı olduğunu hiç zannetmiyorum. Onu da geçtim, o bahsedilen filmde ( bkz. Rambo III), Rambo Afgan kankalarıyla beraber Ruslar’a dalıyor. Mücahitler, Rambo’yu kurtarıp bağırlarına basıyorlar filmin sonunda. Bir beraber bayram namazı kılmadıkları kalıyor. Boş keseden sallamaya gelince on puan on puan TSK şampiyon, sonra “güçlü ordu güçlü türkiye”, yok ya.

Capture